HASTALIKLAR


Zayıflık nedir?

Zayıflık (Chronic Energy Deficiency, Underweight): Vücut ağırlığının olması gereken kilonun altında olması. Değerlendirme BKİ esas alınarak yapılmaktadır. Buna göre, BKİ 18.5-20 ise Grade 0, BKİ 18.4-17 arasında ise Grade I, BKİ 16.9-16 arasında ise Grade II, BKİ <16 olduğunda ise Grade III zayıflık olarak değerlendirilmektedir. Zayıflık kadın ve erkeklerde hastalık riskini arttıran bir faktördür. BKİ 16 nın altında olduğunda erkeklerde mortalite 3 kat artış göstermektedir. BKİ <16 olan annelerden doğan bebeklerin % 50 sinden daha fazlasının doğum ağırlığının 2.5 kg nin altında olduğu belirlenmiştir. Kronik enerji yetersizliği, özellikle Grade 0 ve Grade 1 zayıflık, Çin, Hindistan, çeşitli Afrika ülkeleri ve Brezilya'da yaygın olarak görülmektedir. Çin'de populasyonun % 76 sında Grade 0, Hindistan'da % 38 inde Grade 0, % 27 sinde Grade I, % 18 inde Grade II ve % 16 sında Grade III zayıflık görülmektedir.

Zayıflık kronik barsak enfeksiyonları, yeterli besin bulamama, aşırı enerji harcama gibi toplumsal nedenler yanında, kanser, hipertroidizm gibi hastalıklar, psikolojik ve emosyonel stres gibi nedenlerle ortaya çıkar. Tedaviden önce nedenin iyi bilinmesi ve ona göre tedavi programının belirlenmesi gerekir. Enerji alımının şu anki ağırlığından hesaplanmış enerji gereksinimi üzerine günde 500-1000 kkal eklenerek belirlenmesi önerilmektedir. Başlangıçta diyet tedavisinin vitamin-mineral suplemanlarıyla desteklenmesi diyetin uygulanmasını kolaylaştırabilir. Hasta kendini aç hissetmediğinde dahi zamanı gelmişse yemesi gerektiğini öğrenmelidir. Öğünlerle veya ara öğünlerle birlikte kalori veren sıvıların alınması besinlerin tüketimini kolaylaştırır ve enerji alımını arttırır. Günde 6-8 öğün beslenme uygulanmalıdır.

 

Anoreksiya Yaygınlaşıyor

Son yıllarda şişmanlıktan yakınan kadınların sayısının artmasına karşın, anoreksiya (aşırı zayıflama) hastalığının giderek yaygınlaştığı belirtilirken şişmanların sayısında da bir artış gözleniyor.Kadınlar stres altında oldukları zaman genellikle sıkıntılarının acısını beslenme alışkanlıklarından çıkarırlar. Sorunlarını unutmak isteyen kadınların bir bölümü durmadan yiyecek atıştırmaya başlarlar. Bazıları ise yemek yüzü görmek istemez. İşte bu nedenle şişmanlıkla aşırı zayıflığın bir ortak noktası olduğunu söyleyebiliriz. Uzmanların belirttiğine göre, anoreksiya (aşırı zayıflama) hastalığının giderek yaygınlaştığı belirtilirken şişmanların sayısında da bir artış gözleniyor.Ruhsal sorunlarRuhsal sorunları olan kadınlar ya kendilerini yemeğe veriyorlar ya da açlık kampanyasına başlıyorlar. Kısacası kadınların fazla yemeleri de hiç yememeleri de karşılaştıkları sorunlarla ilgili. Uzmanlar beslenme konusundaki aşırılıkların bir tiryakilik sayıldığını ileri sürüyorlar.

Durmadan yeme zor vazgeçilen bir tiryakilik. Yiyeceklerden uzak durmanın da bir tiryakilik olduğu biliniyor. Beslenme uzmanlarına göre, anoreksiya hastalığına yakalananlar, aslında fazla yiyerek şişmanlamaya meyilli olan kişiler. Bu insanlar kendilerini sıkı kontrol altında tutmadıkları takdirde fazla yiyip şişmanlayacaklarını biliyorlar. Ve işte bunu önlemek için de yiyeceklerinden kısıntı yapmaya başlıyorlar. Zamanla bu alışkanlık haline geliyor. Vücut zayıfladıkça, mide küçülüyor ve mide küçüldükçe de iştah azalıyor. Şişmanlık geni Bilim adamları, vücutta bir şişmanlık geninin bulunduğunu saptadılar. Eğer bu gen kalıtım yoluyla anneden kızına geçerse, o kişi normalden fazla iştahlı olur ve kısa sürede çok fazla kilo alabilir.

Bilim adamları aynı şekilde bir anoreksiya geni de var mı diye araştırma yapıyorlar.Dünyaca ünlü psikiyatrist Dr. Lorenzo Peri aşırı şişmanlık ve aşırı zayıflık sorunlarının kalıtsal olduğuna bilim adamlarının inanmaya başladıklarını söylüyor. Şişmanlık ve aşırı zayıflık konularında uzun yıllardan beri araştırmalar yapan Dr. Lorenzo Peri, vücuttaki östrajen hormonu oranının da iştahlılık ve iştahsızlık sorunlarının ortaya çıkmasında önemli rol oynadığı kanısında. Vücuttaki seks hormonu, östrojen miktarını etkilediği gibi kadınların beslenme sorunlarıyla karşı karşıya kalmalarına neden oluyor.Bu arada adet dönemlerinde şekerli yiyeceklere karşı büyük istek duymanın genetik bir sorun olduğunu ileri sürenler var. Aşırı şişmanlık ve aşırı zayıflık, temelde aynı nedenden kaynaklanıyor. Ruh sağlığının bozulması beslenme sorunlarını yaratıyor. Bu nedenle kilolarla boğuşmaya başlamadan önce ruh sağlığımızı düzene sokmalıyız.

 

Diyabet

İNSÜLİN:Pankreasta Langerhans Adacıklarındaki Beta hücrelerinden salgılanır.Görevi:Vücuda alınıp depolanan glikozun kandan hücrelere geçmesini sağlamak.

SAĞLIKLI BİR İNSANDA:Sindirim midede başlar. İnce barsakta besinler basit şekere ayrıştırılır. Basit şekerler kana karışır. Pankreastan insülin salgılanır. İnsülinin etkisi ile kandaki miktarı artan glikoz hücre icine girer.

DİYABETİK HASTALARDA: Sindirim yine midede baslar. İnce barsakta besinler basit şekere ayrıştırılır. Basit şekerler kana karışır. .Pankreastan ya çok az insülin üretilir ya da hiç üretilmez. Kanda şeker birikir. Sonuçta ilaçlar yardımıyla atılır.

DİYABET HASTALIĞI:
-Şişmanlarda
-Hipertansiyonlu hastalarda
-Sigara,alkol kullananlarda diabet hastalığı görülme riski yüksektir. -İki türü vardır:
1-Diabetes incipitus:-ADH (Antidiabetik hormon) bozukluğu sonucunda ortaya çıkar.-Hasta 4lt üzerinde idrar yapar.-5lt üzerinde su içer.
2-Diabetes mellitus: -İnsülin hormonunun salgılama bozukluğu sonucu ortaya çıkar.-İnsüline ihtiyaç duyup duymamalarına göre ikiye ayrılır: -Tip 1-Tip2 TİP 1:İnsüline bağımlıdır.İnsülin yapımı ya hiç yok ya da çok azdır. Çok genç yaşlarda ya da ileri yaşlardaki insanlarda görülür.Dışardan mutlaka insülin vermek gereklidir

TİP 2 (ERİŞKİN DİABETES): İnsüline bağımlı değildir.Az da olsa insülin salgılamaktadır. Diyet ya da oral antidiabetiklerde kişi yaşamını sürdürebilmektedir.

HİPERGLİSEMİ:
İnsülin Yetersizliği Halinde: -Kanda biriken glikoz istenmedik reaksiyonlara sebep olur.-Eğer glikoz kanda normal sınırların üstünde çıkarsa,fazla glikoz böbreklerden dışarı atılmaya başlar.-Glikozun atılabilmesi için fazla su gerekmektedir.Sonuçta vücuttan çok miktarda su ve şeker atılır.-Bu da poliüri (sık ve bol idrar) ve polidipsi (susamaya bağlı fazla miktarda su içmek) ye yol açar.İnsülin Yetersizliğinin Nedenleri Enfeksiyonlar Aşırı yemek yeme Stres
İnsülin Yetersizliğinin Belirtileri*Poliüri:Osmotik diürez sonucu sık idrara çıkma*Polidipsi:Fazla miktarda su içme.Dehidrasyona bağlı. Polifaji:Besinlerin gerektiği gibi kullanılmaması sonucu aşırı yemek yeme isteği.HalsizlikBulantı-kusma Abdominal ağrı (şiddetli olabilir)Hiperglisemi Semptomları:-Kan şekeri: 180 mg/lt nin üzerinde İnsülin : Yetersiz -Nb : Hızlı,ipliksi -KB : Hipotansiyon-Vücut ısısı : Hafif ateş -İdrar tahlilinde : Glikoz ve aseton vardır. -Cilt : Sıcak,kuru,kızarmıştır ve gözler içeri çökmüştür (Dehidrasyon nedeniyle)-Ağız kokusu : Çürük meyve kokusu (aseton) vardır.-Solunum : Kusmual (derin ve hızlı) solunum vardır.Vücut asidozu kompoze etmek ve CO2 yi dışarı atabilmek için kusmual solunuma başvurur.

HİPERGLİSEMİDE (DİABETİK KETOASİDOZ) ACİL BAKIMI
Komadaki herhangi bir hastaya uygulanan bakımı uygulayın.ABC'leri sağlayın. Kusmaya karşı hazırlıklı olun2- Rehidratasyon tedavisi uygulayın: IV yoldan SF bağlayın.Mümkünse her iki koldan damar yolunu açın. Sıvı replasmanıyla bağlamadan önce laboratuvar testleri için kan alın.1 lt SF'iilk yarım saatte gidecek şekilde bağlayın.Zira ketosidozdaki hasta aşırı derecede dehidratedir.3-Hiperglisemili hastaya asla DEXTROZ vermeyin4-Hastayı monitorize edin ve ritmi izleyin Asidoz,serumdaki K'nın (Potasyum) dengesini bozarak myokardın düzensiz çalışmasına yol açar.Eğer EKG'de T dalgası iyice yükselmişse;K seviyesi de tehlikeli biçimde yükselmiş demektirBu durumda order ile NaHCO3 verilebilir.5-İnsülin hastanede yapılmalıdır.6-Acil transport.

NOTLAR:1-Hiperglisemi oldukça yavaş 12-24 saatte gelir.Bilinç düzeyinde çok az değişiklik görülür. Yani derin koma nadir görülen bir durumdur. Bu nedenle derin koma gelişmişse başka hastalıklar araştırılmalıdı.

 

Obesite ( Şişmanlık )

Erkeklerde : % 12-14
Kadınlarda : % 26 vücut yağı normaldir.
Bunların; kadınlarda %30' un üzerinde, erkekte %20'nin üzerinde olması halinde kişi obezdir. Önemli olan yağ dokusunun (adipoz doku) artmış olmasıdır.

OBESİTENİN SAPTANMASI İÇİN YÖNTEMLER
1-) Yaşa ve boya göre standartlar.
2-) Vücuttaki yağsız doku kitlesi saptanması.
3-) Erkek ve kadına göre ; Erkekte: Boy-105
Kadında:Boy-107 olunması gereken ağırlığı göstermektedir. Bu değerlerin %5-10 az yada fazlası normal kabul edilir.
4-) Ultrasonografi ile adipoz doku tespiti.
5-)Vücut suyunun ölçülmesi. Bu yöntem vücuttaki yağsız kitlenin saptanmasını sağlar.
6-) Vücut yoğunluğunun ölçülmesi.

OBESİTENİN SINIFLANDIRILMASI
1-
Olması gereken vücut ağırlığının % 15-25' den yüksek ise hafif şişman
% 26-50' den yüksek ise orta şişman
% 51' den yüksek ise ağır şişman

2- BKİ (beden kitle indexi) :Ağırlık (kg) BKİ kadınlarda: 21
Boy² (m) erkeklerde: 22 olmalıdır.
BKİ' nin 20-25 arasında olması normal kabul edilir.
BKİ 25-30 arası ise hafif şişman
BKİ 31-40 arası ise orta şişman
BKİ 41' den büyük ise ağır şişman

OBESİTENİN NEDENLERİ
- Aşırı yemek yeme:

a)Kalıtımsal olup olmadığı tartışılmaktadır.
b)Beslenme alışkanlığı.
- Fiziksel aktivitenin azlığı
a) Yaşla fiziksel aktivitenin azalması
b) Mesleğe bağlı olarak fiziksel aktivitenin azalması
- Nöroendokrin nedenler
a) Tiroid bezinin az çalışması
b) İnsülin hormonunun yetersiz salgılanması (Pankreas bozukluğu)
c) Büyüme hormonunun yetersiz salınımı
- Psikolojik etmenler
a. Endişe durumunda kişinin yemek yeme oranı artar.

DOĞRUDAN YADA DOLAYLI OLARAK OBESİTENİN NEDEN OLDUĞU SAĞLIK SORUNLARI VE SONUÇLARI
1-)
Diyabetes Mellitus
2-) Koroner Kalp Hastalıklar
3-) Hiperinsülinemi
4-) Hipertansiyon
5-) Kanser .
6-) Extremitelerde Osteoarterit
a) Dizlerde ve belde kireçlenmeler gözlenmektedir.
b)Karın içi kasların gevşemesine bağlı fıtıklar, bacaklarda varisler görülebilmektedir.
c) Düztabanlık oluşabilmektedir.
d) Enfeksiyonlara yakalanma kolaylaşır.
e) Sık sık nefes alıp-verme oluşur. Buna Pickwick Sendromu denir.
7-) Obesite' ye bağlı olarak oluşan hastalıklar yaşam süresini olumsuz yönde etkilemektedir. Obesite derecesi arttıkça yaşam süresi kısalmaktadır.
8-) Gençlerde psikolojik sorunlar oluşabilir. Çevreyle iletişim kuramama, kendine güvensizlik vb. sorunları oluşur.
9-) Kas hareketlerinin verimi azalarak iş kazaları vb. oluşur.

OBESİTEDE TEDAVİ
Obesite genellikle tedaviye geç cevap veren, tekrarlama eğilimi yüksek olan bir durumdur. Bu sebeple vücut ağırlığı belirli aralıklarla kontrol edilerek uygun sınırlar içerisinde tutulmaya çalışılmalıdır.

İLAÇ TEDAVİSİ
-İştah Azaltıcılar: Klasik uyarıcılar (Amfetamine, Fenfluramine).Bu tür droglar tokluk noktasını uyararak iştahsızlığa sebep olurlar. Ancak bu ilaçların bağımlılık yaptığı düşünülürse kullanılması son derece sakıncalıdır.
-Hipertroidiye sebep olanlar: Bu tür ilaçların kontrolsüz kullanılması kaşeksiye neden olabilmektedir.Bu grup troidin aşırı çalışmasıyla B.M.H.'nı arttırması esasıyla endikedirler.
-Laksatifler: Bağırsakların çalışmasını aşırı arttırıcı ögelerdir. Dengesiz ve endikasyonu olmadan kullanımı spesifik besin yetersizliklerine neden olmaktadır.
-Diüretikler: Vücuttan su atılmasını sağlarlar. Bu tür bir kilo kaybı sadece extraselüler sıvı uzaklaşması olduğu için aynı gün geri alınmaktadır.Böyle bir yöntemle elektrolit ve bazı vitaminlerin kaybınada rastlanabilmektedir.

CERRAHİ MÜDAHALE
a) Barsak rezeksiyonu: Villus sayısı azaltılarak emilim yüzeyi minimuma indirilir.
b) Gastrektomi: Midenin bir kısmı alınarak emilim yüzeyinin azaltılması ilkesine dayanır.
c) Balonla diletasyon: Midede balon şişirilerek emilim yüzeyinin azaltılmasına dayanan bir yöntemdir.
d) Madibulanın sabitlenmesi: Bu yöntemde dişlere tel takılarak katı besinlerin alımı engellenir.

AKAPUNKTUR
Kulak memesine platin bir tabaka takılarak kişinin yemek yeme oranı azaltılmaya çalışılır. Bu plakayla birlikte çok düşük kalorili bir diyet başlanır. Ayrıca bir saat gibi süren ağır bir aktivite önerilir. Zaten diyet ve aktiviteyle kilo vermemek mümkün değildir.

HİPNOZ
Telkin yoluyla hasta hipnotize edildikten sonra , CHO ve aşırı kalorili şeyler yenmemesi tenbihlenir.

DAVRANIŞ DEĞİŞİKLİĞİ
Gruplar yada tek tek kişiler halinde psikologlar tarafından yapılan toplantılarla alışkanlıklar değişikliğe uğratılır.

DİYET TEDAVİSİ
Verilecek enerjinin harcanandan az olması temeline göre işleyen bir mekanizmadır.
- Diyetler:
a)Düşük enerjili diyetler
b)Çok düşük enerjili diyetler
Her ikisinin de yanlış uygulanmasıyla çeşitli komplikasyonlar oluşur. Örneğin düşük enerjili diyet yanlış uygulandığında sinir sistemi bozuklukları , baş ağrısı, uyumsuzluk, hipotansiyon, aritmi, bulantı, kusma, karın ağrısı, kolesistit, mensturasyon bozuklukları, böbrek taşları, elektrolit dengesinde bozulma, halsizlik, deride kuruma ortaya çıkar.
Çok düşük kalorili diyetlerde (500 kkal); kronik böbrek yetmezliği, kalp yetmezliği ve ani ölüm ortaya çıkabilir.
Çok düşük kalorili diyet planlanırken protein çok yüksek, CHO çok düşük olmalıdır.
Düşük kalorili diyet planlanırken protein, yağ ve CHO dengeli olabilir. Sadece tek besine bağlı olarak ta planlanabilir. Vejeteryan diyetleri de bu gruba girer. Bu tür diyetler formülalar kullanılarak da planlanılabilir.
Düşük enerjili diyet 1000- 1800 kalori arası uygulanan diyetlerdir. Çok düşük enerjili diyetler ise 800 kal ve altındaki diyetlerdir. Ancak bu diyetlerde dahi 600 kalorinin altında diyet planlanmaz. Yalnızca preop. endikasyonu olacaksa 600' ün altında kalori içeren bir diyet planlanır.
Tek besine dayalı bir diyet planlanmışsa sadece süt veya patates ya da elma gibi besinler verilir.
Karışık diyetlerdeyse her gün sadece tek bir besin tüketilerek planlanan diyetler vardır. Örn; bir gün elma, bir gün yumurta vb.
Vejeteryanlar da ise hayvansal besinler diyetten tamamen çıkartılır, yerine kurubaklagil ve tahıl ürünleri verilir.
Formüla diyetleri ve sadece bir besinin azaltılmasına yönelik bazı farklı diyet şekilleri de bulunmaktadır.
Yukarıda saydığımız bütün bu diyet şekilleri oluşturduğu komplikasyonlar açısından uygulanabilirlikleri çok düşüktür.

OBESİTE TEDAVİSİNDE GENEL İLKELER
1-
Obesitenin nedenleri araştırılır.
2- Bireye obesite ve tedavi ile ilgili eğitim yapılır.
3- Öğün sayısı arttırılmalı, öğünler belirli saatler ve aralıklara yayılmalıdır.
4- Yemekler yavaş yavaş yenmeli ve iyice çiğnenmelidir.
5- Vücut ağırlığı aynı giysilerle daima aynı baskülde tartılmalıdır.
6- Fiziksel aktivite mümkün olduğu kadar arttırılmalıdır.
7- Diyet düzenlerken hastanın beslenme alışkanlıkları, ekonomik gücü ve sosyal durumu değerlendirilmelidir.

 

Osteoporoz

Kemiklerden kalsiyum kaybının artması sonucunda kemiklerin kolaylıkla kırılabilir hale gelmesidir. Kemiklerin mineral içeriği ve yoğunluğu azalır.

Kimlerde Sık Görülür?
-Menapoza girmiş kadınlarda Yaşlılarda
-Fiziksel aktivitesi az olan kişilerde

Yatağa bağımlı hastalarda Belirtileri Nelerdir?
-Bel kemiğinde ve bacaklarda eğrilikler
-Kolaylıkla oluşan kemik kırıkları. Kırıklar sıklıkla kalça kemiğinde, el bileğinde ve bel kemiğinde görülür.

Öneriler
-Çocukluk çağında kalsiyumdan zengin besinlerin tüketilmesi ve spor yapması yetişkinlik çağında osteoporozdan korunmayı sağlar.
-Güneş ışınlarından uygun şekilde ve düzenli olarak yararlanılmalıdır.
-Aşırı tuz ve tuzlu besinler tüketilmemelidir, sofrada tuz kullanılmamalıdır.
-Aşırı yağlı ve şekerli besinler tüketilmemelidir.
-Sigara ve alkolden sakınılmalıdır.
-Fiziksel aktivite arttırılmalıdır. Haftada en az 2-3 kez 45 dakika yürünmelidir.
-Süt ve ürünleri her gün en az 2 porsiyon tüketilmelidir.(İki su bardağı süt veya yoğurt, 2 kibrit kutusu peynir bir porsiyondur.)
-Menapoz döneminde beden kitle indeksinin (ağırlık/boy m2) 26-27 arasında olması osteoporoza karşı koruyucudur. Aşırı zayıflıktan kaçınılmalıdır. Kalsiyumun en iyi kaynağı: Süt ve süt ürünleridir. Yeşil yapraklı sebzeler, kurubaklagiller, pekmez de kalsiyumdan zengin kaynaklardır.

 

Şişmanlığın Sebepleri

YAĞ KAYBEDEREK SAĞLIKLI OLMAK(Alper Uğraş)

Günümüzde organizmayı dinamik ve sağlıklı tutmak için egzersizler artık zorunlu hale gelmiştir. Çünkü, egzersiz yapmayan bireylerin fiziksel kapasitelerinde, organ ve sistemlerinin fonksiyonlarında zamanla birtakım olumsuzluklar ortaya çıkmaktadır. Son yıllarda erişkin bireylerin endişe verecek düzeyde aşırı yağlı olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle günümüzde vücut kilosunu ve yağını kontrol etmek çok önemlidir. Uzmanlara göre sinemalar, TVler ve magazinler son yıllarda gençler ve erişkinler arasında kilo kaybetme tutkusu yaratmıştır. Bu durum yağ kaybetmekten çok kilo kaybetme ve iyi bir sağlıktan ziyade, görünüş ile yakından ilgilidir. Oysa, bu hususta problem çözmekten çok problem yaratmamaya dikkat etmeliyiz. Kilo kontrolunda önemli olan kilo kaybından çok yağ kaybı ve sağlıklı olmaktır.


ŞİŞMANLIĞIN SEBEPLERİ

Çok öz bir tanımla şişmanlık bir hastalıktır ve vücudun enerji dengesinde bir bozulmanın ifadesidir. Öncelikle şişmanlık kompleks kaynaklıdır ve kişiden kişiye özel sebeplerle farklılaşır. Şişmanlık üzerine, hareketsizliğin yanısıra, çevresel etmenler, duygusal iniş-çıkışlar, kültürel alışkanlıklar, hormonal dengesizlik, yiyeceklerin ambalaj türü, vücut imajı, bazal metabolizma, bazal vücut sıcaklığı, enzimlerin düzeyi, metabolik aktif yağ dokusu miktarı gibi etmenler belirleyici olmaktadır Son zamanlarda şişmanlıkla ilişkili olan "ob-geni" bulunmuştur. Bunun önemli bir bilimsel buluş olduğu doğrudur, ancak yakın gelecekte aşırı kiloluluğu ortadan kaldırmayacağı bilinmelidir.
Şişmanlık kalp rahatsızlıkları, yüksek tansiyon, kanserin bazı türleri, safra kesesi hastalıkları, şeker hastalığı, böbrek hastalığı, mesane hastalığı gibi sorunlara yol açabilir. Ayrıca, ileri derecede şişman olan erkeklerde, kolon, rektum ve prostat kanseri, kadınlarda ise, safra kesesi, meme, endometrium kanseri sık görülür.
Tüm olumsuzluklara rağmen, aşırı şişman bir aileden gelseniz bile şişmanlık konusunda hiçbir şey yapılmayacak demek değildir. Her kişi şişmanlık düzeyi altında doğal bir yağlılık seviyesine sahiptir. Araştırmalar, genetik olarak yağlılığa yatkınlığı olanlarda egzersizin çok etkili bir kontrol sağladığını ortaya koymuştur.

YAĞI HEMEN YOK EDEN PROGRAMLARDAN SAKININ

Şişmanlığa karşı en etkili önlemlerden birisi diyet, ikincisi ise fiziksel etkinlik olarak kabul edilmektedir. Yalnız başına diyet uygulamalarında, başlangıçta hızlı kilo kaybının nedeni, vücudun karbonhidrat depolarının tükenmesi ve harcanan enerjiyle birlikte suyun da kaybedilmesidir. Nitekim diyetin ilerlediği günlerde, bazal metabolizmada yavaşlama ortaya çıkar. Organizma daha ekonomik çalışmaya başlar. Kilo kaybı güçleşir. Egzersiz, bir taraftan sarfettirdiği fazla kalori ile etkili olurken, diğer taraftan yağsız vücut kitlesini de artırarak bazal metabolizmayı egzersizde ve sonrasında (ilk 6 saat kadar) yükseltmekte ve enerji sarfını artırmaktadır. Yağ kaybında ilk adım gerçekçi olan hedefler saptamaktır. Birçok genç ve erişkin fizik görünüşleriyle ilgili gerçekleştirilmesi zor olan hedefler koymaktadır. Bu amaçlarının gerçekçi olup olmadığını anlamanın en iyi yolu, hayat boyu yapılabilir olup olmadığını belirlemektir. Yüksek kalori sınırlaması gerektiren ya da büyük enerji sarfı için egzersiz gerektiren programlar kısa vadede yağ kaybı için etkili olur, ancak uzun vadede etkili değildir. Böylece, gerçekçi olmayan hedefler kötü yeme alışkanlığı, hedefleri gerçekleştirememe, geçen süre içinde yağ kaybedememekle sonuçlanır. Kişiler çok fazla yağ kaybetmek istiyorlarsa kısa vadeli plan yapmak daha önemlidir. Örneğin, 20 kg kaybetmek çok zor görünür oysa haftada 1 kg kaybetmek daha kolaydır. Vücut her gün aldığı veya kaybettiği suyla kilosunu değiştirir. Bu nedenle günlük olarak kilo kaybı peşinde olmak pek uygun değildir. Bütün bunları yaparken hedeflenen amaçlara ulaşmak için günlük kayıt tutmak önemlidir. Unutmayın, ani kilo kayıpları kısa sürede gerçekleşirse bundan sakınmak gerekir. Sağlıklı yaşam tarzı, sağlıklı diyet ve egzersizi kapsar.


SAKINILMASI GEREKEN DİYETLER

Hızlı ve kolay çözümü önerenler.
Terlemeden ideal kiloyu kazanacağınıza söz verenler
Kilo problemi için bir çeşit yiyeceği çözüm olarak önerenler
Yağınızın eriyip kaybolacağınının sözünü verenler


KİLO KONTROLUNU KOLAYLAŞTIRACAK DAVRANIŞ ÖRNEKLERİ

Her gün ihtiyacınız olan kaloriden orta seviyede azaltma yapınız. Daha az yağ yiyiniz. Kesinlikle boş kalori almayınız. Kompleks karbonhidrat alımını artırınız (taze meyvalar, sebzeler). Yeme ihtiyacınızın açlık sebebiyle olduğundan emin olunuz.


ALIŞVERİŞ ESNASINDA

Listeden alışveriş yapınız. Boş kalori veren yiyecekleri almaktan sakınınız.
Amaçlarınızı bilen arkadaşınızla alışveriş yapınız ve ihtiyaç dışı yiyecek satın almayınız.
Tok karnına alışverişe çıkınız ve fast food türü yiyecek almayınız.
Yiyeceklerin etiketlerini ve ne içerdiklerini okuyunuz.
Hazırlama zamanı gerektiren yiyecekleri düşününüz.

YEMEK ESNASINDA

Birşeyler yiyorsanız sadece yemek işiyle uğraşınız.
Yavaş yiyerek yiyeceği tadınız. Lokmalar arasında durarak yavaş çiğneyiniz. Birinci lokmayı tamamen yutmadan ikinciyi ağzınıza almayınız.
Yiyecekleri tabakta artmasın düşüncesiyle fazladan yemeyiniz.
Yemek yeme zamanlarında istikrarlı olunuz.
Yemeğe ayrılmış mekanlarda yemek yiyiniz.
Yemekleri öğünlerine göre eşit oranlarda yiyiniz ve öğün atlamayınız.
Yemek yedikten sonra hemen sofrayı terkedip bulaşıkları yıkayınız.
İkinci porsiyondan sakınınız.
Servisinizde salatanın üzerine fazla yağlı sos koymayınız.
Temel olmayan yiyecek-içecek türlerini (alkol, hafif içecekler, tatlılar) almayınız


EVDE BULUNURKEN

İsteğiniz dışı yemek yediğiniz riskli zamanlarda birşeylerle meşgul olunuz.
Özellikle boş kalorili yiyeceklerinizi gözden uzak yere depolayınız.
Artan yiyecekleri buzluğa koyunuz.
Arada birşeyler yiyecekseniz taze meyvaları vb. tercih ediniz


İŞYERİNDE BULUNURKEN

Yiyeceklerinizi dışarıda satılan yiyecek arabalarından, hazır makinalardan almayınız.
Dışarıda yiyecekseniz, önceden yiyeceklerinizi planlayınız.
Çalışırken yemek yemeyiniz.
İş arkadaşları tarafından ikram edilen yiyeceklerden sakınınız.
İstirahat aralarında aktif birşeyler yapınız: Yürüyüş vb.


ÖZEL GÜNLERDE

Pratik olarak yüksek kalori veren yiyecekleri reddediniz.
Israrcı ev sahiplerinin ikramlarını kabul etmediğiniz için kendinizi suçlu hissetmeyiniz.
Dışarı çıkmadan önce uygun birşeyler yiyiniz.
Dışarıda birşeyler yiyecekseniz alakart ısmarlayınız.
Yiyecek kaynağına yakın durmayınız.
Birşeyler yeme duygusu varsa düşüncelerinizi meşgul edecek birşeyler bulunuz.


KİLO KAYBI İÇİN UYGULANACAK PROGRAM VE İLKELER:

Egzersizler zevk verici ve aerobik karakterde, dayanıklılık tipi olmalıdır.
Enerji sarfı azdan çoğa doğru tedricen artırılmalıdır.
Egzersiz hayat boyu düzenli bir şekilde yapılabilecek kolaylıkta olmalıdır.
Haftalık kilo kaybı 0.5 - 1 kg kadar olmalı, fazla olmamalıdır.
Egzersiz, maksimal nabzın % 60-70 kadarıyla günde 30-60 dk; haftada 3-5 kez yapılmalıdır.
Efordan evvel ısınma, sonrasında soğuma hareketleri yapılmalıdır.
Şiddeti yüksek, süresi kısa egzersiz kilo vermede etkisizdir.
Etkinlikler, akut veya kronik yaralanmalara neden olmamalıdır; kemiklere, bağ dokularına zarar verilmesi önlenmelidir.
Birey etkinliğin gerektirdiği beceriye sahip olmalıdır.
Uygun yeme alışkanlığı da edinilmeli ve bu alışkanlık egzersizle birlikte hayat boyu devam ettirilmelidir.
Daha yaşlılarda egzersiz + diyet + davranış değişiklikleri birarada yürütülebilir.
Kullanılan egzersizde önemli olan sarfedilen toplam kaloridir.
Normal olarak kadınlarda 1200 erkeklerde ise 1500 Kcal günlük ihtiyaçtır. Ancak, her on yıl için bu değerlerden %2 düşmek gerekir.
Pratik olarak, jogging veya koşmada 1 kg vücut ağırlığı ve 1 km yol başına l Kcal hesaplanır.
Erişkin kişilere diyet düzenlerken, %65 karbonhidrat, %12 protein ve %23 yağ bileşimi düşünülür.
Düzenli şekilde egzersiz yapma alışkanlığı kazanılması ile yeme alışkanlıklarının değiştirilmesinde aile ve arkadaş desteği alınmalıdır.


HIZLI ZAYIFLAMANIN ZARARLARI

BEYİN
Karbonhidrat diyeti beynin fonksiyonlarını düzenleyen özellikle hafıza kapasitesini artıran serotonin maddesini etkiler. Hafıza kaybı ve çeşitli beyin bozuklukları başlar. Zeka kaybı başlar ve beynini hızlı ve doğru karar verme fonksiyonu bozulur.

KALP
Kısa sürede kilo vermek kalp hastalıklarına yol açar. Tansiyon yükselir ve kalp hastalıkları başlar. Süratli kilo kaybı sırasında yağ kaybıyla birlikte kaslarda zayıflar. Diyet kesildiğinde mide ve karın bölgesi süratle yağ toplar. Şok diyetlerden sonra alınan kiloları kaybetmek çok zordur.

ADALELER
Protein eksikliği adele zayıflığına yol açar. Özellikle sabahları kahvaltıyı kesmek adeleleri etkiler.

CİLT
Şok diyet B vitamini öncelikli olmak üzere tüm vitaminlerin ve minerallerin kaybolmasına yol açar. Cilt kurur ve dökülür.

KAN
Kanda demir azalması nedeniyle çeşitli kan hastalıkları başlar. Anemi ve hemoglobin bozuklukları görülür. Çabuk yorulma, kırgınlık, halsizlik görülür.

SAFRA KESESİ
Diyet safra kesesi faaliyetini etkiler. Çalışmayan safra kesesi taş üretmeye başlar.

KEMİK
Süt, yoğurt ve peynirin az tüketilmesinden dolayı ortaya çıkan kalsiyum eksikliği kemik erimesine yol açar Kemiklerin kırılması kolaylaşır, kırıkların iyileşme süresi ise uzar.

ENERJİ
Metabolizma bozuklukları lahana diyeti, greyfurt diyeti gibi sebze meyva diyeti sonucu ortaya çıkar.Sadece meyva ve sebze ile beslenenlerde (et ve balık yemeyenlerde) metabolizma bozuklukları ortaya çıkar, tüketilen her türlü besin kilo yapar
 

Şişmanlık Genetik Miras

Bize atalarımızdan miras kalan şişmanlık kalp damar hastalıklarında riski arttırıyor, karaciğerde ve solunum sisteminde sorunlarına yol açıyor.Obezite (şişmanlık) tüm dünyada görülme sıklığı artan salgın bir hastalık haline geliyor. Şişmanlığın pek çok sağlık sorununu beraberinde getirdiğini ve insanların yaşamlarını kısalttığını bildiren uzmanlar, 'Şişmanlığa neden olan genler bize atalarımızın mirasıdır' diyor. Araştırmalar, şişmanlığın altında yatan en önemli faktörlerden birinin genetik faktörler olduğunu ortaya koydu. Evlat edinilmiş çocuklar incelendiğinde bu çocukların yağ dokusu miktarlarının içinde yaşadıkları değil genetik olarak ait oldukları aileye benzediği görüldü. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü'nün 'İstanbul'da Sağlık' bülteninde Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları bölümünden Doç. Dr. Taner Damcı'nın 'Obezite' konulu bir araştırmasına yer verildi. Damcı, bir süre öncesine kadar sadece kalp hastalıkları için risk faktörü olarak kabul edilen şişmanlığın günümüzde öldürücü bir hastalık olarak görüldüğünü bildirdi.

Şişmanlığın tüm dünyada büyük bir hızla yaygınlaşmasının nedenleri arasında genetik ve çevresel faktörlerin geldiğine dikkat çeken Damcı, şöyle dedi:'Obeziteye neden olan genler bize atalarımızdan miras kaldı. İnsanlık tarihi açlık ve savaş dönemleriyle doludur. Bu dönemlerde yiyecek azdı ve şişman veya şişmanlamaya genetik olarak eğilimli insanların hayatta kalma şansları zayıf veya normal kilolulara göre göre daha fazla idi. İşte o günlerden seçilerek gelen bu genetik yapıyı taşıyan günümüz insanı bugünkü bolluk ve sağlık beslenme alışkanlıkları ortamında şişmanlama sorunu ile karşı karşıya kalmıştır. Obezitenin çevresel temeli ise aşırı ve sağlıksız beslenme ve teknolojik gelişimin getirdiği hareketsiz yaşamdır.'Uzmanlarca öldürücü bir hastalık olarak nitelendirilen şişmanlık pek çok sağlık sorununu beraberinde getiriyor. Bu hastalıkların başında kalp ve damar hastalıkları geliyor. Şişman insanlarda ayrıca yüksek tansiyon, tip 2 diyabet(şeker hastalığı) normal kilolulara göre daha fazla görülüyor. Bunun dışında şişmanlık solunum sorunları, uyku bozuklukları, kireçlenme, karaciğer yağlanması gibi sorunları da beraberinde getiriyor. Endometrium, kolon, meme kanserleri de şişman insanlarda daha sık görülüyor.
 

Şişmanlık Şeker Riskini Arttırıyor

Türkiye'de her yüz kişiden üçü şeker hastası. Şişman erkeklerin yüzde 15'i, şişman kadınların ise 25'inde şeker hastalığı görülüyor.Türkiye Obezite Araştırma Derneği (TOAD) ve Türk Diabet Cemiyeti (TDC) Başkanı Prof. Dr. Nazif Bağrıaçık, 21. asrın en büyük halk sağlığı sorunu olan şişmanlık ve şeker hastalığının, damar ve kalp hastalıkları riskini artırdığını, hipertansiyon, böbrek hastalığı ve görme bozukluklarına neden olduğunu bildirdi. Prof. Bağrıaçık, dün Gaziantep'te başlayan ''Şişmanlık ve Şeker Hastalığı'' konulu uluslararası toplantıda 15'i yurtdışından olmak üzere toplam 700 doktor ve sağlık araştırmacısının tıpta bu alandaki yeni gelişmeleri, tedavi yöntemlerini tartışacağını belirtti.

TOAD ile TDC'nin düzenlediği toplantı 18 Mayıs'a kadar devam edecek.700 bin kişi incelendi 21. Asrın halk sağlığını etkileyen en önemli hastalıklardan olan obezite ve diabet ile savaşın bütün ülkelerde benimsendiğini ifade eden Prof. Bağrıaçık, açıklamasında şöyle dedi: ''Uluslarası kuruluşlar, 1999'da iki deklarasyon imzalayarak, tüm ülke hükümet ve sağlık kuruluşlarını bu iki hastalık konusunda halkın bilinçlendirilmesi, komplikasyonlarının önlenmesi, tedavi harcamalarının daha ucuza çıkması ve yeni yöntemlerin belirlenmesi için çalışmalar yapılmasını benimsedi.'' Prof. Bağrıaçık, yemekle ve diyetle ilgili bu iki hastalığın, yemekler yönünden zengin bir mutfağa sahip olan Gaziantep'te yapılmasının çok anlamlı olduğuna işaret ederek, ''Toplantıya katılan uzmanların dayanma gücünü ölçme bakımından, Gaziantep çok önemli bir bir test olacaktır'' dedi. Yapılan çalışmalarda, Türkiye'de 700 bin kişiyi diabet, 10 bin kişiyi de şişmanlık yönünden taradıklarını kaydeden Bağrıaçık, açıklamasını şöyle sürdürdü: ''Şeker hastalığı sıklığı tüm toplumda yüzde 2.7 oranında bulunurken, 55-60 yaştan sonra bu oran yüzde 7-8'e kadar çıkıyor. TOADtarafından Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yapılan taramada ise aşırı şişman olanların erkeklerde yüzde 15-18, kadınlarda ise yüzde 25-32 oranında bulunduğunu tespit ettik.'